Başka Türlü Bir Şey Dünya Turunda 2
Pazartesi, 22 Aralık 2014 20:20

Dünya turumuzun ikinci videosu da hazır... 

 

 
Başka Türlü Bir Şey Dünya Turunda
Pazartesi, 12 Aralık 2011 10:40

Gezi sırasında çektiğimiz videolardan oluşan bir klip hazırladık. 

 

 
Başka Türlü Bir Şey eve dönüyor...
Salı, 23 Ağustos 2011 00:47
DSC_1020Sıradan bir akşamdı, toplantılarla dolu yoğun bir günün ardından akşam yemeğine gitmiştik. Devamında Libadiye'de son günlerin popüler konusu, dünya turu fikrini konuşuyorduk, yine sadece fikir ve konuşmadan ibaretti. Bu hayat evden işe, işten eve böyle mi devam edecekti ? Her günümüz aynı geçiyordu. Oysa Mevlana'nın dediği gibi "Her gün bir yerden bir yere göçmek ne güzel, bulanmadan dupduru akmak ne hoş" olurdu. ve o akşam bir karar alındı...

- Abi çıkalım işte.
- Olum hep konuşuyoruz da bir sürü sorun var, para işini ne yapıcaz mesela ?
- En kötü arabaları satarız oğlum. Asıl ailelere ne dicez ?
- Onlar için zor olacak ama ikna ederiz abi, söyleriz böyle böyle diye.
- Off ya, annem çok üzülür. Onlar evlenelim diye bekliyolar, biz ne yapmaya çalışıyoruz ?
- ...
- İyi de istifa mı edicez ?
- Evet, başka çare var mı ? İstersen 2 haftalık yıllık izinde çıkarız, şöyle bir gezer geliriz. Asıl mesele dönünce ne yapacağız ?
- Onu dönünce düşünürüz, buluruz bi şeyler. Vizeleri nasıl alcaz, bi sürü ülke var, evraklarla mı gezcez ?
DSC_1581- Çıkmadan alırız bazılarını, diğerlerini de yolda artık.
- Tamam ya, hepsi hallolur bunların, şimdi yapmazsak ne zaman yapıcaz abi?
- Evet, evet. Tamam, liste yapalım o zaman.
- Tamam, sen kağıt kalem bul, ben de çay koyuyorum.
- Tamam.
- Başla, 1 - ?
- ...
- ...
- Önce web sitesi hazırlayalım abi.
- O çok önemli, adı nolcak ?
- ...
- Buldum, Başka Türlü Bir Şey...

İşte böyle bir akşamda başladı bu macera ve o akşam bunları konuşurken bizi neler beklediğinin farkında bile değildik.

DSC_0195Kendimizi Sibirya'nın tayga ormanlarının arasında günlerce aralıksız yol alan bir trende bulacaktık. Çok kısa sürede kaynaştığımız ve daha önce adını bile duymadığımız Buryat'lar bizi 4. günün sonunda gecenin bir vakti trenden topluca inip uğurlayacaklardı.

Pasifik okyanusunun turkuaz sularında köpekbalıklarıyla ve dev deniz kaplumbapalarıyla yüzecektik.

Issız Güney Amerika yollarında saatlerce otostop çekecek, az da olsa duran dev kamyonlarla bazen 15 kilometre bazense bir gün boyunca yol alacaktık.

Hiç bilmiyormuşuz Uzakdoğu'yu. Bizi kardeş gören Güney Kore'lilere ve Japonların kibarlığına hayran olacaktık. Seul'ün, Tokyo'nun, Singapur'un ve Hong Kong'un ışıkları gözlerimizi alacaktı.

Hindistan'ın en büyük şehrinde, kaotik bir tren istasyonunda bir anda parasız ve pasaportsuz kalacaktık. Evsizlerle dost olup, 2 günü karnımızı ekmekle doyurup tren istasyonunda uyuyarak geçirecektik.

DSC_0091Sisli bir Pekin gününde Çin'e ilk adımımızı atacak, kültürüyle ilk tanışmamızda şok yaşayıp, aynı köklere sahip olduğumuz Uygurlarla kendi dilimizde sohbet etmenin mutluluğunu yaşayacaktık. Güney Çin'de dumanlı pirinç teraslarının arasında kaybolup değil başka yabancıların Çinlilerin bile bulunmadığı köyde Hani'lerin akşam yemeğine konuk olacaktık.

Onlarca sınırı karadan yürüyerek geçmenin zevkini tadacak, görevlilere Türk pasaportunu her uzatışımızda şaşkın bakışlara maruz kalacaktık. Her kimlik kontrolünde sorular hep bize sorulacak, gerektiğinde araçtan hep biz indirilecektik.

Salar de Uyuni'nin benzersiz güzelliğine hayran kalıp, günler süren yolculuk sonunda ulaştığımız eşsiz Machu Picchu yolunda ilk defa ateşböceklerine rastlayacaktık.

DSC_0238Yolculuk kolay olmayacaktı, ortalama 4 günde bir yer değiştirecek, toplamda 100'den fazla zeminde uyuyacaktık. Bazen bir hamak, bazen bir tren ya da otobüs koltuğu, bazen bir internet kafe kabini, bazen bir tren istasyonunun bekleme salonunda etrafında farelerin cirit attığı koltuklar, bazen ise sırtçantamız yatağımız olacaktı.

Tozlu ve kızıl Laos yollarını motorsiklet üzerinde katedecek, yol üzerindeki küçük köylerde çocuklarla nehre girecek, tüm ülkeyle su savaşına tutuşacaktık. Bir gece yarısı yolda kaza yapıp, ardından kan, kir, yağ içinde ve sırılsıklam şekilde vardığımız Luang Prabang'da zar zor bulduğumuz sokak satıcısında yediğimiz sandviçi unutamayacaktık.

Çocukken kitaplarda gördüğümüz dünya harikalarını, Angkor Wat'ı, Taj Mahal'i, Borobudur'u, Çin Seddi'ni, Kyoto'nun tapınaklarını kendi gözümüzle görecektik.

DSC_0454Yollarda olmak en temel amacımız olacaktı, öyle ki toplam 1324 saatimiz yolculukta geçecekti. Bunun için her türlü aracı kullanacaktık. Tren, otobüs, minibüs, kamyon, gemi, tuk tuk, rikşa, bisiklet, motosiklet, scooter, araba, jip, sürat teknesi, bambu bot, cessna tipi küçük uçak, kano hatta gerektiğinde polis arabası bile kullanacaktık.

Yollarda müzik dinleyip gözümüzden gelen iki damla yaşa engel olamayacaktık, kalp kırıklarını derinlerde bir yerde saklayacaktık.

Nepal'de şans eseri nehir kenarında fillerin banyo keyfine tanık olup, doğal ortamında bir kaplanın kükremesine şahit olacaktık. Dünyanın en yaşlı yağmur ormanı Taman Negara'da yerden 40 metre yükseklikte ağaçların üstünde yürüyecek, Brezilya'nın kuzeyindeki Manaus'da Amazon ve Negro nehirlerinin birbirine karışmadan yanyana akmasını hayretle izleyecektik.

Uzun ve dondurucu otobüs yolculukları sonrasında Karayip'lerin hırçın sularında serinleyecek, yol üzerinde dalından önümüze düşen hindistan cevizlerinin tadına bakacaktık.

Yolda birbirinden ilginç insanlarla tanışacaktık ve bunların bazılarıyla dünyanın çeşitli yerlerinde tekrar tekrar karşılaşacaktık. Malezya'nın Penang şehrinde hiç tanımadığımız bir gezginle beraber bileklik satacak, Güney Kore'de Busan'da Mehmet abinin çayını yudumlayıp memleket hasretini dinleyecektik. En son yıllar önce gördüğümüz insanlarla aklımıza bile gelmeyecek şekilde tekrar rast gelecektik.

DSC_1097Dünyanın çatısı Tibet'te köylülerin hac ziyaretleri için günlerce yürüyerek yol alıp kutsal şehir Lhasa'ya gelmelerine tanık olacak, buradaki tapınaklarda döktükleri gözyaşlarını merakla seyredecektik.

Her Moğol'un kendi yolunu bulduğu uçsuz bucaksız Gobi çölünde yurt çadırlarında uyuyacak, yıldızları hiç görmediğimiz kadar parlak görecek ve yaklaşık 10 dakikada bir yıldız kaymasına tanık olacaktık. Çölün sessizliği kulaklarımızda yankılanacak, gerçek sessizliğin keyfini çıkaracaktık.

Uzun süre duş alamadığımız zamanlar olacak, bir çok gece aç uyumak zorunda kalacaktık. Rüyalarımızı türk yemekleri süsleyecekti. Uzun süre hastalıklarla mücadele edecek dünyanın hastaneye düşülmesi gereken son yerleri Nepal ve Hindistan'da acil servislere düşecektik.

Dostlarımız Aycan, Koray ve Dilek'le bu kez Üsküdar'da ya da Taksim'de değil, Bangkok'da Khaosan Road'da buluşacaktık. Bangkok 2. evimiz olacaktı. Dünya turu'nda hep yanımızda hissetttiğimiz Kurtuluş'la ise Endonezya ve Singapur'da bir araya gelecek, gecenin bir yarısı "Wish You Were Here" i bağıra bağıra söyleyecektik.

DSC_0324Tuz, çamur, çöl kumu, deniz, yağmur, su savaşı ve azgın şelale sularına maruz kalan emektar makinelerimizle binlerce kare fotoğraf çekecektik. Bizi sevenlerin emekleriyle aldıkları makinemiz en değerli eşyamız olacaktı.

Peru'da kar yerine kum üzerinde süratle kayacak, kendimize çok güvenip ardından takla üstüne takla atacaktık.

Bolivya'da dünyanın en tehlikeli yolunda son sürat bisiklete binecek, sadece Angel Şelalesi'ne ulaşmak için Venezuela'da saatlerce, hatta günlerce ıslak şekilde yol alacaktık.

Türk olmak bazen çok keyifli olacaktı, Türk olduğumuzu duyanlar bizimle konuşmaya can atacak, en zor anımızda bize önceki geceki Galatasaray maçını anlatan Hintli yüzümüzde gülümsemeye yol açacaktı. Kimi zaman da Türk olmak zor olacaktı, Türk olduğumuzu duyanlar bizimle konuşmamak için arkalarını dönüp gidecekti.

Dünyanın zirvesi Everest'i yılın en soğuk zamanında görecek, aynı gece ısıtmasız, buz gibi bir odada kat kat giyinip zorla uyumaya çalışacaktık.

IMG_8088Hiç ummadığımız anlarda kendimizi polis karakollarında bulacaktık. Bizi atletleriyle karşılayan Moğol polisleri ya da derdimizi dinlemek yerine elleriyle yemeğini yemeye devam eden Hint polislerinden medet umacaktık.

Kuzey Tayland'daki bir tren yolcuğunda, uykumuzun tam ortasında alevlere uyanacak, bir anda izdihamın ortasında kalacaktık. İnsanlar pencederen atlarken biz şaşkınlıkla birbirimize bakacaktık.

Dünyanın dört bir yanında sıradışı sokak şarkıcılarını keyifle dinleyecek, kimi zaman da onlara eşlik edecektik.

Şangay'da Dinçer ve Müge bizi evlerinde krallar gibi ağırlayacak, Evren'le Şangay gecelerinde sürtecektik. Rusya'da Engin'le, Güney Kore ve Hindistan'da Serhan'la, Güney Amerika'da Lora'yla buluşup özlem giderecektik.

DSC_00622Her konuşmamızda önce ne zaman döneceğimizi soran ailelerimize ve arkadaşlarımıza tarifsiz özlem duyacak, bize mesaj atan, bizi destekleyen ve takip eden herkese ayrıca bize ilham kaynağı olan Cüneyt360 ve Barış Nerede'ye minnettar olacaktık.

Yaklaşık 400 gün sürecekti bu macera, 26 ülke, 96 şehrin sokaklarını arşınlayacak, karadan yaklaşık 90.000 kilometre yapacaktık.

Ve bu bizim hayatımız boyunca unutamayacağımız dünya turumuz olacaktı...

Başka Türlü Bir Şey
 

English

English (United Kingdom)

Bizimle Birlikte Gez

Instagram Sayfamız

logo-instagram

Dünya Turu Sonrası

Yol Arkadaşını Bul

Twitter Sayfamız

Twitter Image
Şu anda 10 konuk çevrimiçi

Son Haberler

@ İstanbul, Türkiye

Paylaş

Facebook Twitter RSS Feed